Anasayfa  |    Firma Rehberi  |    Resim Galerisi  |    Makaleler  |    İletişim  |    Haberler  |    Ziyaretçi Deteri  |    Nöbetçi Eczaneler  |    Sinema


<< Mart 2010 >>
  Pa. Sa. Ça. Pe. Cu. Ct. Pa.
> 1 2 3 4 5 6 7
> 8 9 10 11 12 13 14
> 15 16 17 18 19 20 21
> 22 23 24 25 26 27 28
> 29 30 31  1  2  3  4





Bulunduğunuz yer:   Anasayfa / Çal

Çal ilçesinin tarihine ilk kesin bilgiler, roma dönemine ilişkindir.
Bu dönemde ilçe sınırları içinde kurulan asar kenti, bugün tümüyle ortadan kalkmıştır.
Çal adı ile ilgili birçok rivayet söylenmektedir.


ÇAL ADININ ANLAMI

Bir rivayete göre; ilçenin bir başka adi da Demirciköy dür.
İlce 19.y.y.'in ortalarına kadar Demirciköy olarak anılmıştır. Anadolu Selçuklularında Demircilik sanatı yaygın idi. O dönemde tüm savaş araçlarını kendileri yaparlardı. Selçukluların savaş sonrasında bölgeye yerleşmesinden sonra bu sanatı yaygınlaşmıştır. Bu meslek dalının da Çal ilçesinden o dönemlerde çok kişi tarafından yapılmış olmasından dolayı çevredeki köylüler tarafından 'demirciköy' olarak da anılmış olma ihtimali kuvvetlidir.

19.YY. ortalarından itibaren ise Çal adı kullanılmaya başlanmıştır. Bu ismin nereden geldiği konusunda halk arasında değişik rivayetler olmasına rağmen bölgenin coğrafi konumu itibariyle bu ismin kullanıldığı tahmin edilmektedir. Çal kelimesi Çağatay Türkçesinde yüksek yer anlamına gelmektedir.

Bir başka rivayete göre ise; Türklerin fethiyle ortaya çıkmıştır. 1095-1100 yılları arasında Hüsamettin bey, İsa bey, Mahmut gazi, ellez gazi ve seyit gazi gibi uç beylerince fethedilmiştir. Bölgenin fethinden sonra Çal ilçesinin bulunduğu yerde savaş sonrası bir zafer şöleni yapıldı. Anadolu Selçuklularda bu şölenlere ÇAL adi verildi. Müzik esliğinde yapıldığından bu şölenlere çal adi verilmiştir. İşte bu olaylardan sonra burada kurulan yerleşim birimine ÇAL adi verilmiştir.


ESKİ ÇAĞLARDA ÇAL BÖLGESİ:

İlçenin tarihinin bölgede bulunan höyüklerden dolayı MÖ. II. binlere kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Çal bölgesi tarih içinde sırasıyla

Hititler ( MÖ. 2000- MÖ.1200 ),
Frigler (MÖ.750-MÖ.700),
Lidyalılar ( MÖ.700 - MÖ.500 ),
Persler ( MÖ.500-MÖ.300 ),
İskender İmparatorluğu (MÖ.330- MÖ.30 Helenistik Dönem ), Selevkoslar Krallığı, Bergama Krallığı (MÖ.323-MÖ.133) Roma İmparatorluğu, (MÖ.133- MS.395)
Bizans İmparatorluğu (395 - 1200) egemenliği altında kalmıştır.

Selcen kasabasının Dürnük-Demirdere, Keçi tepesi ve güney yolu arasındaki bölümünde çok eski bir Uygurların izleri hala görülmektedir. bu uygarlığa ait kalıntılar yunan ve roma döneminden çok önce olup bazı mezarlardan cam kaplar ve süs eşyaları çıkarılmıştır. bu da gösteriyor ki; Dağmarmara köyü sınırları içinde olduğu sanılan tarihi MOSYNA şehrinin anılan bölgede olma ihtimali kuvvetlidir. Bilimsel bir kazı çalışması yapılmadığından çok geniş bir alana yayılmış bu şehir hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz.

İlce yakınlarında bir başka yerleşim alanı ise ilçenin 2km. Güneydoğusunda ASAR mevkii denilen gerçekte bir hisar görünümünde olan kalıntılar mevcuttur. Asar denilen yerde bugün kale kalıntıları ile bazı kalıntılara rastlamak mümkündür. Burada yeterli bilimsel çalışmalar yapılmamıştır.

Mahmutgazi köyünde ve çevresinde roma ve Bizans döneminin izlerine rastlanır. Koy mezarlığında Mahmut gazi'nin türbesinin bulunduğu küçük tepecik üzerinde Roma döneminde yapılmış olan bir kilisenin temelleri mevcuttur çok düzgün sütunlar kaideleri ile birlikte durmaktadır. kilisenin bir çok parçası koyun içine dağılmış durumdadır. buradaki cami ve kahvehanenin önünde bulunan parçalar bu kiliseden gelmiştir. Sütun basında bulunan kabartmalı sütun baslarından bir tanesi bugün köy muhtarlığında bulunmaktadır. 3 adet olduğu söylenen parçalardan ikisi kayıptır. Ortada insan figürü islenmiş kabartma ,sağında aslan, solunda kaplan figürleri olduğu söylenmektedir.Aslan ve kaplan kabartmaları çalınmıştır.

Mahmutgazi de bulunan başka tarihi eserlerin Killik mevkiinde bulunduğu söylenmektedir. burada antik bir yerleşim vardır. bugüne kadar bilimsel bir kazı çalışması yapılmamıştır.

Isabey kasabasında da bu tur antik tas parçaları görmek mümkündür. Kasabanın altında bulunan Baklan ovasında 2 adet hoyuk bulunmaktadır. Biri Çivril' de sık görünen höyüklere benzeyen küçük bir höyüktür. Şu anda bu höyük yok olmuştur. bu höyükler hakkında yeterli bir bilgi yoktur.

Aşağiseyit köyü toptepe mevkiinde de tarihi yapı kalıntılarına rastlanılmaktadır. 1960'lı yıllarda yol yapımı sırasında birçok sütun ve kaidesi ve masa tipi taşlar çıkarılmıştır. kabartmalı sineye benzeyen bir tas ise daha sonra kaybolmuştur. Bu eserlerden bugün çok azı ayakta kalmıştır. Köyün hemen altında harman yeri mevkiinde de bir hoyuk bulunmaktadır. Bulgulara göre ilk yerleşimlerin M.ö.2000 'li yıllara kadar uzandığı sanılmaktadır.

Her ilce gibi Çal ilçesinin hemen hemen her yerinde tarihi eser görmek mümkündür. Ancak yağma ve talanda büyük bir hızla devam etmektedir.

Ortaköy kasabasının hemen üzerinde bulunan tepede bir kale kalıntısı vardı. 1985' li yıllarda ağaçlandırma sırasında kale'ye ait kalıntılar ortadan kalkmıştır. Buranın alt kısmında doğu yönünde bir de kilise kalıntısı bulunmaktaydı. Bugün bu yapıdan da az kalıntı kalmıştır.

Develler köyünde ise köyün girişinde sağ tarafta kaya mezarları görülmektedir. bölgede daha geniş bir araştırma yapılması halinde başka eserlerde görülebilir.

Ortaköy' ü geçtikten sonra ilk köy olan Bahadınlar köyü'nün kuzeyinde menderes vadisi 'ne hakim tepe üzerinde bir mabet, Apollon Lermonos Tapınağı İlkçağa ait en önemli kalıntı olarak bu köyde bulunmaktadır. Mabetten günümüze az bir kalıntı kalmıştır. Bu mabette bulunan iki tane yazılı tas vardır. Bu yazılı tasların biri köyde diğeri ise Ortaköy kasabasının meydanındadır. Grek yunanca yazılmış kitabelerde taşın adak tas olduğu göstermektedir. Yazının bir bölümü şöyledir; ''M.S.69. Peritos ayinin altısında ben gaios joulios 'un kızı lonlia, güneş apollolairmenos 'a eleftheron isimli kulumu sunarım. Eğer bir kişi mümanaat gösterirse 2500 dinaz 'i ceza tanrı hazinesine ve 2500 dinaz 'i ceza devlet hazinesine ödeyecektir.''denilmiştir.

Görülüyor ki o dönem de henüz hristiyanlik bu bölgeye gelmemiştir. Zira insanlar güneş tanrısına adak olarak sunuluyordu.

Çivril ' de bulunduğu söylenilen antik şehirle isim benzerliği bulunan yine Ortaköy yakınlarında olduğu olduğu söylenilen DIOSYNAPOLIS isimli bir antik şehirden söz edilmektedir. bu şehre ait net bir bulgu yoktur.Bahadınlar köyü altında bulunan mabet 'e halk tarafından DIOSYNAPOLIS denilmektedir. Ancak mabet çevresinde bol bir şehir kalıntısı görülmemektedir.

Diğer bir yandan ise Bayıralan, Karapınar köyleri arasında Çakırlar koyu çevresinde antik yerleşim yeri vardır. Roma özellikleri taşıyan bu yer hakkında fazla bir bilgi yoktur.


DAYILAR KOPRUSU

Dayılar köyü sınırları içinde büyük menderes üzerinde Osmanlı döneminden kalma kemerli bir tas köprü mevcuttur. Üç kemerli olan köprü günümüzde hala kullanılmakta olup bazı kısımları bozulmuştur. köprünün tarihi tam olarak bilinmemektedir.


KAYI PAZARI

Çal ilcesine bağlı Süller kasabası yolu üzerinde Sapçılar , Kocaköy köylerinin alt kısımlarında yol üzerinde eski adıyla Kayıpazarı olarak bilinen yerde minare vardır. Cami yok olmuştur. Selçuk mimarisi tarzında yapılmıştır. minarenin tepesi yoktur ancak kalan kısımları sağlamdır. Şimdi Çeşitli onarım ve tamirden sonra minare tamamlanmıştır. Bu alanda bölgenin Türk hâkimiyetine geçmesinden sonra Kayı boyundan gelenler Türkler pazar kurmaya başlamışlardır. Bekilli ve çal çevresinden buraya alışverişe gelip o zamanın unlu bir pazaryeriymiş. Pazarı Kayılar kurduğundan Kayı pazarı olarak anılmaktadır.


ÇAL' IN TÜRK HÂKİMİYETİNE GİRMESİ ( SELÇUKLULAR DÖNEMİ ) :

Denizli ve Çal çevresi, Büyük Selçuklu İmparatorluğu ile Bizans arasında yapılan 1071 Malazgirt Zaferi sonrası dönemde Selçuklu Türklerinin egemenliği altına girmiştir. Uzun süre Türklerle Bizanslıların çatışmalarına sahne olan bölge, Çivril yakınlarında Selçuklular ile Bizans arasında yapılan 1176 Miryakefalon Savaşı sonrasında kesin olarak Türk egemenliği altına girmiştir. Mahmut Gazi, İsa Bey Seyit Gazi ve Hüsamettin Bey, Sülü Bey, Şeyh Elvan, Selcen Bey, Bahaiddin Bey, Ali Fakı Bey gibi Selçuklu uç komutanları Çal ve çevresinin Türkleştirilmesinde önemli rol oynamışlardır.

1176 Kumdanlı (Miryakefalon) Savaşı' ndan sonra yöreye Oğuz' un çeşitli boylarına bağlı Karamanlı, Çakırlar, Badadınlar, Kuyucak, Süller, Elvanlı, Kabalar, Hançalar, Ali Fakihler, Cabarlar, Şapçılar, Dayılar, İcikler, Çatal Obalılar, Kaçarlar, Horzum, Sakızcılar, Toklar, Peynirciler, Sindel, Kaplanlar, Demirciler, Köseliler, Seyitler, İkizli, Sarı Keçili, Sarı Tekeli, Karalar, Hadımlar, Meller (Deliler), Büberler, İnallı (Eynelli) gibi oymaklar yerleşmiştir. Çal, 13.YY.' da Türkiye Selçuklu Devletinin batı uç bölgesinde yer almıştır.

Selçuklu sultanı Isparta yakınlarına kadar gelen haclı ordusunu durdurmak üzere Osman ve Hüsamettin beyler komutasındaki Selçuklu ordusunu 1195 yılında bölgeye gönderdi. Burdur golü kıyılarında büyük çatışma yasandı. düşman Acıpayam'a doğru sürüldü. Hüsamettin bey, yanında Isa bey, Ellez gazi ile birlikte Keçiborlu üzerinden Dinar 'a buradan da Çivril 'in gümüşsü ilcesine geçti. Mahmut gazi, Isa bey ile birlikte Dinar üzerinden Evciler anava (Çardak golü) üzerinden Gölcük 'e geldiler. Abdi bey ile Seyyid gazi ise Salda golü üzerinden Bayidir ' a oradan da Gölcük koyu ' ne inerek Mahmut gazi birlikleri ile birleştiler. Bugünkü Beylerli kasabası'nın bulunduğu yerde otağ kurdular. Cumali köyünde cuma namazı kıldıktan sonra Köpekbeli denilen yerde savaşa girdiler. Bu savaştan sonra Mahmut gazi,Isa bey,Seyyit gazi Bozkurt üzerinden Cataloba'ya, oradan da Baklan'a geçerek Hüsametin bey ve Ellez gazi ile buluştular.Beşparmak dağlarında bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra Çal bölgesinin fethine başladılar.

Hüsamettin bey komutasındaki Selçuklu birlikleri Denizler üzerinden Belevi, Çakırlar,ı takiben Güzelpinar' a ulaştılar. Çökelez daği' nın tam zirvesinde düşmanla büyük bir çatışmaya girdiler. Bu çatışma sonrasında Ellez gazi nin başı gövdesinden kopmuş hala savaşıyordu. Babası "YETER ARTIK COK ELLEZ,COK ELLEZ" diye bağırmasından sonra dizleri üzerine yere çöküp ruhunu teslim ediyordu .Çal bölgesindeki bu dağ sırasına bu savaştan sonra Çökelez dağları denildi.

Düşmanı Çökelez de yendikten sonra Selçuklu birlikleri bugünkü İsabey kasabası' na indiler. Mahmut gazi ve Değirmenderesin de bulunan düşman temizlendikten sonra Çal ilçesinin bulunduğu yere gelindi. Burada büyük bir şölen düzenlendi. Çal adi verilen bu şölenden sonra ilce bu adla anılmaktadır. Savaştan sonra İsa bey' in isabey kasabasını, Mahmut gazi' nin de Mahmutgazi köyünü kurduğu, Seyyid gazi' nin de aşağı veya yukarı seyit köylerinden birisini kurduğu söylenir. Mahmut gazi' nin türbesi halen mahmutgazi köyünde bulunmaktadır. Isabey ve Seyyid gazinin mezarları ise yoktur. Hüsamettin beyin ise baklan ilçesinde bulunmaktadır.


ANADOLU BEYLİKLERİ DÖNEMİNDE ÇAL :

Anadolu Selçuklu Devleti, 1243 Kösedağ Savaşında Moğol - İlhanlılara yenilince, dağılma sürecine girmiştir. Bu savaştan sonra Anadolu Selçuklu toprakları üzerinde çok sayıda Türk Beyliği kurulmuştur.

Çal Bölgesi de 1261' den itibaren Germiyanoğulları Beyliğinin egemenliği altına girmiştir. 1391 tarihine kadar Germiyanoğulları egemenliğinde kalan Çal bölgesi, bu tarihte Yıldırım Bayezıd tarafından Osmanlı Devletine katılmıştır.


KÖYLERİN KASABAYA UZAKLIĞI

ÇAL - SELCEN 3 km
ÇAL - ALFAKLAR 4 km
ÇAL - YUKARISEYİT 4 km
ÇAL - HANÇALAR 6 km
ÇAL - ŞAPÇILAR 8 km
ÇAL - AKKENT 10 km
ÇAL - MAHMUTGAZİ 10 km
ÇAL - AŞAĞISEYİT 10 km
ÇAL - SAZAK 11 km
ÇAL - İSABEY 11 km
ÇAL - KABALAR 13 km
ÇAL - KAPLANLAR 13 km
ÇAL - KOCAKÖY 13 km
ÇAL - SÜLLER 14 km
ÇAL - KARAKAYA 15 km
ÇAL - GELİNÖREN 15 km
ÇAL - ÇALKUYUCAK 16 km
ÇAL - DAYILAR 16 km
ÇAL - PEYNİRCİ 17 km
ÇAL - YAZIR 17 km
ÇAL - DEVELLER 18 km
ÇAL - ORTAKÖY 19 km
ÇAL - SAKIZCILAR 20 km
ÇAL - DAĞMARMARA 20 km
ÇAL - BAHADINLAR 21 km
ÇAL - BAYIRALAN 22 km
ÇAL - ÇAKIRLAR 24 km
ÇAL - BAKLANÇAKIRLAR 24 km
ÇAL - BELEVİ 26 km
ÇAL - DENİZLER 28 km
ÇAL - KARAPINAR 32 km


TARİHÇESİ:

İlçenin tarihinin bölgede bulunan höyüklerden dolayı MÖ. II. binlere kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Çal bölgesi tarih içinde sırasıyla Hititler ( MÖ. 2000- MÖ.1200 ),Frigler (MÖ.750-MÖ.700),Lidyalılar ( MÖ.700 - MÖ.500 ),Persler ( MÖ.500-MÖ.300 ),İskender İmparatorluğu (MÖ.330- MÖ.30 Helenistik Dönem ), Selevkoslar Krallığı, Bergama Krallığı (MÖ.323-MÖ.133) Roma İmparatorluğu, (MÖ.133- MS.395)Bizans İmparatorluğu (395 - 1200) egemenliği altında kalmıştır. Selcen kasabasının Dürnük-Demirdere, Keçi tepesi ve güney yolu arasındaki bölümünde çok eski bir Uygurların izleri hala görülmektedir. bu uygarlığa ait kalıntılar yunan ve roma döneminden çok önce olup bazı mezarlardan cam kaplar ve süs eşyaları çıkarılmıştır. bu da gösteriyor ki; Dağmarmara köyü sınırları içinde olduğu sanılan tarihi MOSYNA şehrinin anılan bölgede olma ihtimali kuvvetlidir. Bilimsel bir kazı çalışması yapılmadığından çok geniş bir alana yayılmış bu şehir hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz.İlce yakınlarında bir başka yerleşim alanı ise ilçenin 2km. Güneydoğusunda ASAR mevkii denilen gerçekte bir hisar görünümünde olan kalıntılar mevcuttur. Asar denilen yerde bugün kale kalıntıları ile bazı kalıntılara rastlamak mümkündür. Burada yeterli bilimsel çalışmalar yapılmamıştır. Mahmutgazi köyünde ve çevresinde roma ve Bizans döneminin izlerine rastlanır. Koy mezarlığında Mahmut gazi'nin türbesinin bulunduğu küçük tepecik üzerinde Roma döneminde yapılmış olan bir kilisenin temelleri mevcuttur çok düzgün sütunlar kaideleri ile birlikte durmaktadır. kilisenin bir çok parçası koyun içine dağılmış durumdadır. buradaki cami ve kahvehanenin önünde bulunan parçalar bu kiliseden gelmiştir. Sütun basında bulunan kabartmalı sütun baslarından bir tanesi bugün köy muhtarlığında bulunmaktadır. 3 adet olduğu söylenen parçalardan ikisi kayıptır. Ortada insan figürü islenmiş kabartma ,sağında aslan, solunda kaplan figürleri olduğu söylenmektedir.Aslan ve kaplan kabartmaları çalınmıştır.Mahmutgazi de bulunan başka tarihi eserlerin Killik mevkiinde bulunduğu söylenmektedir. burada antik bir yerleşim vardır. bugüne kadar bilimsel bir kazı çalışması yapılmamıştır. Isabey kasabasında da bu tur antik tas parçaları görmek mümkündür. Kasabanın altında bulunan Baklan ovasında 2 adet hoyuk bulunmaktadır. Biri Çivril' de sık görünen höyüklere benzeyen küçük bir höyüktür. Şu anda bu höyük yok olmuştur. bu höyükler hakkında yeterli bir bilgi yoktur. Aşağiseyit köyü toptepe mevkiinde de tarihi yapı kalıntılarına rastlanılmaktadır. 1960'lı yıllarda yol yapımı sırasında birçok sütun ve kaidesi ve masa tipi taşlar çıkarılmıştır. kabartmalı sineye benzeyen bir tas ise daha sonra kaybolmuştur. Bu eserlerden bugün çok azı ayakta kalmıştır. Köyün hemen altında harman yeri mevkiinde de bir hoyuk bulunmaktadır. Bulgulara göre ilk yerleşimlerin M.ö.2000 'li yıllara kadar uzandığı sanılmaktadır. Her ilce gibi Çal ilçesinin hemen hemen her yerinde tarihi eser görmek mümkündür. Ancak yağma ve talanda büyük bir hızla devam etmektedir.Ortaköy kasabasının hemen üzerinde bulunan tepede bir kale kalıntısı vardı. 1985' li yıllarda ağaçlandırma sırasında kale'ye ait kalıntılar ortadan kalkmıştır. Buranın alt kısmında doğu yönünde bir de kilise kalıntısı bulunmaktaydı. Bugün bu yapıdan da az kalıntı kalmıştır.Develler köyünde ise köyün girişinde sağ tarafta kaya mezarları görülmektedir. bölgede daha geniş bir araştırma yapılması halinde başka eserlerde görülebilir.Ortaköy' ü geçtikten sonra ilk köy olan Bahadınlar köyü'nün kuzeyinde menderes vadisi 'ne hakim tepe üzerinde bir mabet, Apollon Lermonos Tapınağı İlkçağa ait en önemli kalıntı olarak bu köyde bulunmaktadır. Mabetten günümüze az bir kalıntı kalmıştır. Bu mabette bulunan iki tane yazılı tas vardır. Bu yazılı tasların biri köyde diğeri ise Ortaköy kasabasının meydanındadır. Grek yunanca yazılmış kitabelerde taşın adak tas olduğu göstermektedir. Yazının bir bölümü şöyledir; ''M.S.69. Peritos ayinin altısında ben gaios joulios 'un kızı lonlia, güneş apollolairmenos 'a eleftheron isimli kulumu sunarım. Eğer bir kişi mümanaat gösterirse 2500 dinaz 'i ceza tanrı hazinesine ve 2500 dinaz 'i ceza devlet hazinesine ödeyecektir.''denilmiştir.Görülüyor ki o dönem de henüz hristiyanlik bu bölgeye gelmemiştir. Zira insanlar güneş tanrısına adak olarak sunuluyordu. Çivril ' de bulunduğu söylenilen antik şehirle isim benzerliği bulunan yine Ortaköy yakınlarında olduğu olduğu söylenilen DIOSYNAPOLIS isimli bir antik şehirden söz edilmektedir. bu şehre ait net bir bulgu yoktur.Bahadınlar köyü altında bulunan mabet 'e halk tarafından DIOSYNAPOLIS denilmektedir. Ancak mabet çevresinde bol bir şehir kalıntısı görülmemektedir. Diğer bir yandan ise Bayıralan, Karapınar köyleri arasında Çakırlar koyu çevresinde antik yerleşim yeri vardır. Roma özellikleri taşıyan bu yer hakkında fazla bir bilgi yoktur. Dayılar köyü sınırları içinde büyük menderes üzerinde Osmanlı döneminden kalma kemerli bir tas köprü mevcuttur. Üç kemerli olan köprü günümüzde hala kullanılmakta olup bazı kısımları bozulmuştur. köprünün tarihi tam olarak bilinmemektedir. Çal ilcesine bağlı Süller kasabası yolu üzerinde Sapçılar , Kocaköy köylerinin alt kısımlarında yol üzerinde eski adıyla Kayıpazarı olarak bilinen yerde minare vardır. Cami yok olmuştur. Selçuk mimarisi tarzında yapılmıştır. minarenin tepesi yoktur ancak kalan kısımları sağlamdır. Şimdi Çeşitli onarım ve tamirden sonra minare tamamlanmıştır. Bu alanda bölgenin Türk hâkimiyetine geçmesinden sonra Kayı boyundan gelenler Türkler pazar kurmaya başlamışlardır. Bekilli ve çal çevresinden buraya alışverişe gelip o zamanın unlu bir pazaryeriymiş. Pazarı Kayılar kurduğundan Kayı pazarı olarak anılmaktadır.Denizli ve Çal çevresi, Büyük Selçuklu İmparatorluğu ile Bizans arasında yapılan 1071 Malazgirt Zaferi sonrası dönemde Selçuklu Türklerinin egemenliği altına girmiştir. Uzun süre Türklerle Bizanslıların çatışmalarına sahne olan bölge, Çivril yakınlarında Selçuklular ile Bizans arasında yapılan 1176 Miryakefalon Savaşı sonrasında kesin olarak Türk egemenliği altına girmiştir. Mahmut Gazi, İsa Bey Seyit Gazi ve Hüsamettin Bey, Sülü Bey, Şeyh Elvan, Selcen Bey, Bahaiddin Bey, Ali Fakı Bey gibi Selçuklu uç komutanları Çal ve çevresinin Türkleştirilmesinde önemli rol oynamışlardır.1176 Kumdanlı (Miryakefalon) Savaşı' ndan sonra yöreye Oğuz' un çeşitli boylarına bağlı Karamanlı, Çakırlar, Badadınlar, Kuyucak, Süller, Elvanlı, Kabalar, Hançalar, Ali Fakihler, Cabarlar, Şapçılar, Dayılar, İcikler, Çatal Obalılar, Kaçarlar, Horzum, Sakızcılar, Toklar, Peynirciler, Sindel, Kaplanlar, Demirciler, Köseliler, Seyitler, İkizli, Sarı Keçili, Sarı Tekeli, Karalar, Hadımlar, Meller (Deliler), Büberler, İnallı (Eynelli) gibi oymaklar yerleşmiştir. Çal, 13.YY.' da Türkiye Selçuklu Devletinin batı uç bölgesinde yer almıştır.Selçuklu sultanı Isparta yakınlarına kadar gelen haclı ordusunu durdurmak üzere Osman ve Hüsamettin beyler komutasındaki Selçuklu ordusunu 1195 yılında bölgeye gönderdi. Burdur golü kıyılarında büyük çatışma yasandı. düşman Acıpayam'a doğru sürüldü. Hüsamettin bey, yanında Isa bey, Ellez gazi ile birlikte Keçiborlu üzerinden Dinar 'a buradan da Çivril 'in gümüşsü ilcesine geçti. Mahmut gazi, Isa bey ile birlikte Dinar üzerinden Evciler anava (Çardak golü) üzerinden Gölcük 'e geldiler. Abdi bey ile Seyyid gazi ise Salda golü üzerinden Bayidir ' a oradan da Gölcük koyu ' ne inerek Mahmut gazi birlikleri ile birleştiler. Bugünkü Beylerli kasabası'nın bulunduğu yerde otağ kurdular. Cumali köyünde cuma namazı kıldıktan sonra Köpekbeli denilen yerde savaşa girdiler. Bu savaştan sonra Mahmut gazi,Isa bey,Seyyit gazi Bozkurt üzerinden Cataloba'ya, oradan da Baklan'a geçerek Hüsametin bey ve Ellez gazi ile buluştular.Beşparmak dağlarında bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra Çal bölgesinin fethine başladılar.Hüsamettin bey komutasındaki Selçuklu birlikleri Denizler üzerinden Belevi, Çakırlar,ı takiben Güzelpinar' a ulaştılar. Çökelez daği' nın tam zirvesinde düşmanla büyük bir çatışmaya girdiler. Bu çatışma sonrasında Ellez gazi nin başı gövdesinden kopmuş hala savaşıyordu. Babası "YETER ARTIK COK ELLEZ,COK ELLEZ" diye bağırmasından sonra dizleri üzerine yere çöküp ruhunu teslim ediyordu .Çal bölgesindeki bu dağ sırasına bu savaştan sonra Çökelez dağları denildi.Düşmanı Çökelez de yendikten sonra Selçuklu birlikleri bugünkü İsabey kasabası' na indiler. Mahmut gazi ve Değirmenderesin de bulunan düşman temizlendikten sonra Çal ilçesinin bulunduğu yere gelindi. Burada büyük bir şölen düzenlendi. Çal adi verilen bu şölenden sonra ilce bu adla anılmaktadır. Savaştan sonra İsa bey' in isabey kasabasını, Mahmut gazi' nin de Mahmutgazi köyünü kurduğu, Seyyid gazi' nin de aşağı veya yukarı seyit köylerinden birisini kurduğu söylenir. Mahmut gazi' nin türbesi halen mahmutgazi köyünde bulunmaktadır. Isabey ve Seyyid gazinin mezarları ise yoktur. Hüsamettin beyin ise baklan ilçesinde bulunmaktadır. Anadolu Selçuklu Devleti, 1243 Kösedağ Savaşında Moğol - İlhanlılara yenilince, dağılma sürecine girmiştir. Bu savaştan sonra Anadolu Selçuklu toprakları üzerinde çok sayıda Türk Beyliği kurulmuştur.Çal Bölgesi de 1261' den itibaren Germiyanoğulları Beyliğinin egemenliği altına girmiştir. 1391 tarihine kadar Germiyanoğulları egemenliğinde kalan Çal bölgesi, bu tarihte Yıldırım Bayezıd tarafından Osmanlı Devletine katılmıştır.









PaylaşWebmaster