BEYAĞAÇ
GENEL BİLGİ
Batı Torosların son uzantısı olan Sandıras dağlarının kuzeyinde Denizli-Muğla il sınırında "Eskere Ovası'nın" ortasından geçen "Akçay" kenarında kurulmuş şirin bir yerleşim yeridir.İl merkezine 104 km. uzaklıktadır. Beyağaç adını sularının bolluğu,çok yeşil bitki örtüsü ve yaşlı ağaçlara sahip olmasından almıştır. Tarihi geçmişi hakkında ayrıntılı bilgi bulunmayan yöre incelenip araştırılmayı beklemekledir. İlçe 1966 yılında "Eskere" ve "Sarıyer" köylerinin birleşmesiyle "Beyağaç Köyü" adını almış daha sonra koşulları yeterli bulunarak 1972 yılında "Belediye" olarak teşkilatlanmıştır.1991 yılında ise bağlı bulunduğu Kale ilçesinden ayrılarak fiilen ilçe olmuştur.Zengin krom madeni yatakları ve orman varlığı ile doğal güzellikleri dikkat çekicidir. Beyağaç merkezi ve bağlı köyleri olan;Uzunoluk,Yeniçeşme,Geriçam,Kızılcaağaç,Kapız, Pınarönü ve Sazak ile birlikte yaklaşık 10 bin nüfusu barındırmaktadır.Halkın ana geçim kaynağı tarımıdır.Ağırlıklı olarak tütün yetiştirilmektedir.Diğer ürünler daha ziyade ihtiyaçları karşılayacak kadar üretilmekte,kısmen de hayvancılık yapılmaktadır.Yöre de kapalı ekonomi hüküm sürmektedir.Yakın zamana kadar geçim kaynaklarından olan orman işçiliği önemini kaybetmiş durumdadır. Beyağaç ve çevresinde "Yörük kültürü" olarak da adlandırılabilecek "Toroslar göçebe kültürü" öne çıkmaktadır.Yaşam tarzı,örf-adet ve gelenekler bu görüşü desteklemektedir.Beyağaç ve çevresi hem kültürel hem de coğrafi olarak geçiş bölgesidir.Güneyde ilçenin doğal sınırlarını oluşturan dağ silsileleri ılıman iklim ile karasal iklimin sınırını çizmektedir. Bu konumu ile Beyağaç;Ege bölgesi ve Akdeniz bölgesi'nin özelliklerini taşımaktadır. Adını sahip olduğu doğal varlıklar ve güzelliklerinden alan ilçenin bu değerlerinden kısaca söz etmek gerekir.
AİLE YAPISI:
Beyağaç ve çevresinde "Yörük kültürü" olarakta adlandırılabilecek "Toroslar göçebe kültürü" öne çıkmaktadır.Yaşam tarzı,örf-adet ve gelenekler bu görüşü desteklemektedir.Beyağaç ve çevresi hem kültürel hem de coğrafi olarak geçiş bölgesidir. Bu bölgenin kendine has en önemli etkinliği "EREN GÜNÜ KUTLAMALARI"dır. Bununla ilgili ayrıntılı bilgiyi "etkinlikler" bölümümüzde bulabilirsiniz. Bir de çiçekbaba ile ilgili ilginç bir inanış vardır. Çiçeklerin babası,veya çiçek gibi baba yahut bu isimli bir bilgenin mekanı... Kim bilir!...Rivayetler, efsaneler,hikayeler o kadar çok ki hangisi doğru hangisi yanlış onu söylemek bile cesaret işi...Kimilerine göre ermişler, evliyalar yurdu,kimilerine göre dertlere deva,hastalara şifa dağıtılan yer,kimilerine göre tanrıların etrafı gözlediği yer, vs,vs. Hepsi bir inanıştır saygı duymak gerekir.
TARİHÇESİ:
Tarihi geçmişi hakkında ayrıntılı bilgi bulunmayan yöre incelenip araştırılmayı beklemekledir. İlçe 1966 yılında "Eskere" ve "Sarıyer" köylerinin birleşmesiyle "Beyağaç Köyü" adını almış daha sonra koşulları yeterli bulunarak 1972 yılında "Belediye" olarak teşkilatlanmıştır.1991 yılında ise bağlı bulunduğu Kale ilçesinden ayrılarak fiilen ilçe olmuştur. Tarihi varlıkları olarak Sazak Köyü'ndeki kale kalıntıları ve yol açımı sırasında tesadüfen bulunan dokuz ila on dört milyon yıllık olduğu söylenen "mamut,gergedan ve diğer hayvan fosilleri",Kapız Köyü üzerindeki dağlarda bulunan ilk çağlarda kullanıldığı söylenen mağaralar,Yeniçeşme Köyü civarındaki diğer kale kalıntıları ve daha niceleri gösterilebilir.
EKONOMİK DURUM:
İlçe 1966 yılında "Eskere" ve "Sarıyer" köylerinin birleşmesiyle "Beyağaç Köyü" adını almış daha sonra koşulları yeterli bulunarak 1972 yılında "Belediye" olarak teşkilatlanmıştır.1991 yılında ise bağlı bulunduğu Kale ilçesinden ayrılarak fiilen ilçe olmuştur.Zengin krom madeni yatakları ve orman varlığı ile doğal güzellikleri dikkat çekicidir. Beyağaç merkezi ve bağlı köyleri olan;Uzunoluk,Yeniçeşme,Geriçam,Kızılcaağaç,Kapız,Pınarönü ve Sazak ile birlikte yaklaşık 10 bin nüfusu barındırmaktadır.Halkın ana geçim kaynağı tarımıdır.Ağırlıklı olarak tütün yetiştirilmektedir.Diğer ürünler daha ziyade ihtiyaçları karşılayacak kadar üretilmekte,kısmen de hayvancılık yapılmaktadır.Yöre de kapalı ekonomi hüküm sürmektedir.Yakın zamana kadar geçim kaynaklarından olan orman işçiliği önemini kaybetmiş durumdadır.